Yeşil Binaların BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine Katkısı

 SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ VE YEŞİL BİNA
Yeşil Binalar: Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini Gerçekleştirmeye Yardım Ederek Milyarların Yaşamını İyileştirmek
 

 
1 Ocak 2016, dünya liderlerinin uzlaştığı ve ‘Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ adıyla eyleme geçen, gezegeni korurken refahı artırmayı amaçlayan ortak çabalarımız için bir dönüm noktası oldu. Bu hedefler insanlığa, ekonomik büyümeyi iklim değişikliğinden, yoksulluktan ve eşitsizlikten ayırmaları için bir davetti. Biz de bu daveti yerine getirirken yeşil binaların yardımının büyük olacağını düşünüyoruz.
 
Bazı insanlar bir binaya bakınca yalnızca donuk, ruhsuz bir bina görebilir. Öte yandan biz bir binaya bakınca hem fiziksel binayı hem de onun yapım sürecini görüyoruz. Bu süreç ise, yalnız enerjiden ve sudan tasarruf etmek, karbon salınımını azaltmak için bir fırsat değil; aynı zamanda insanları eğitmek, yeni iş kolları yaratmak, toplumları güçlendirmek, sağlık koşullarını iyileştirmek ve daha fazlası için de bir şanstır. Yeşil binalar, dünyanın en acil sorunlarından bazılarının çözümünde gerçek bir katalizördür.
 
Bu 17 hedef, açlığa son vermekten adil, barışçıl toplumları teşvik etmeye kadar geniş kapsamlıdır ve her biri sonraki 15 yılda gerçekleştirilmek üzere detaylandırılmıştır. Yeşil binalar da bu hedeflerden bazılarına önemli ölçülerde katkıda bulunabilir ve şimdiden bulunmaktadır.
 
HEDEF 3 – SAĞLIKLI BİREYLER – Herkes İçin Sağlıklı Bir Hayatın Teminatı
 

Bugün, bir binanın nasıl tasarlandığının, içinde yaşayanların sağlığı üzerinde etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından açıklanan araştırma sonuçlarına göre yetersiz kapalı alan şartlarına bağlı akciğer ve solunum sistemi rahatsızlıkları en yaygın 5 ölüm sebebinden 3’ünü oluşturmaktadır. Yeşil binaların, iyileştirilmiş ışıklandırma, daha iyi hava kalitesi ve yeşil alan kullanımı özellikleri kullanıcıların sağlığında pozitif etki bırakmaktadır ve bu konudaki bilinç geçen birkaç sene içinde ivmeli bir artış göstermiştir. Dünya Yeşil Bina Konseyi olarak yürüttüğümüz küresel proje ‘Better Places For People (Daha İyi Yaşanabilir Mekanlar)’, yalnızca çevreye duyarlı değil, kullanıcılarının sağlıklarını destekleyecek, huzurlu ve üretken hissetmelerini sağlayacak binalar yaratmaya odaklanmıştır. Aynı zamanda, zararlı gaz salınımını azaltmak –özellikle şehirlerde- kirliliği azaltabilir, hava kalitesini artırabilir ve dolayısıyla şehir sakinlerinin sağlığına faydalı olabilir.
 
HEDEF 7 – ERİŞİLEBİLİR VE TEMİZ ENERJİ- Herkes İçin Erişilebilir, Güvenilir, Sürdürülebilir ve Modern Enerjinin Teminatı 
 

En ucuz enerji kullanmadığımız enerjidir ve yeşil binaların sunduğu enerji verimliliği programıyla enerji tüketimi önemli ölçülerde azaltılabilir. Yeşil binalar enerji verimliliğini artırmanın yanı sıra fosil yakıt alternatiflerine kıyasla daha az maliyetli olan yenilenebilir enerjileri kullanır. Örneğin, ‘International Renewable Energy Agency (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı)’  tarafından önerilen güneş sistemleri Afrika’da bir evin elektrik giderlerini yılda 56 dolara kadar indirebilir ve bu değer enerji kaynağı olarak mazot veya gaz kullanımından doğan maliyetten çok daha hesaplıdır. Yenilenebilir enerjinin bir diğer olumlu yanı da karbon salınımını azaltarak gezegenimiz üzerinde daha az etki bırakmasıdır.  Enerji verimliliği, yerel yenilenebilir kaynaklarla birleştiğinde enerji güvenliği de sağlanır.
 
HEDEF 8 – İNSANA YAKIŞIR İŞ VE EKONOMİK BÜYÜME –  Kapsamlı ve Sürdürülebilir Ekonomik Büyüme, İstihdam ve Herkes İçin iyi Bir İşin Teşviki
 

Yeşil binalara talep küresel olarak artarken bu talebin arzı için gereken iş gücü de paralel olarak artıyor ve bu durum yeşil binaların ekonomik büyümeye katkısı olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin, Kanada’daki yeşil bina endüstrisi 2014’te yaklaşık 300000 tam zamanlı işle ifade ediliyordu. Dahası bir yeşil bina, hizmet süresi boyunca – tasarımdan inşaata, faaliyetten onarıma-  çok çeşitli iş kollarından insanları etkileyip pek çok iş imkânı yaratarak istihdam sağlıyor. Ve bazı Yeşil Bina Konseyleri, örneğin Güney Afrika, işsizlik gibi daha karışık sosyal ve ekonomik konuları yeşil bina değerlendirme sistemlerine entegre ederek işletmeleri çalışmalarında bu gibi konuları göz önünde bulundurmaya teşvik etmektedirler.
 
HEDEF 9 – SANAYİ YENİLİKÇİLİK VE ALTYAPI – Dayanıklı Altyapı İnşası, Sürdürülebilir Endüstrileşme ve Yenilikçiliğin Teşviki
 

Yeşil binalar yalnızca ‘şu an ve burası’ ile ilgili değildir. Yeşil binalar iklim değişikliklerine dayanıklı ve gerektiğinde uyum sağlayabilecek şekilde tasarlanırlar. Bu durum özellikle iklim değişikliği sonuçlarını en kötü şekilde tecrübe edecek olan gelişmekteki ülkeler için önem taşır. Gelecekteki iklim değişikliği risklerini karşılayabilecek binalara olduğu kadar sürdürülebilir bir altyapı sistemine de gereksinim vardır. New Climate Economy (Yeni İklim Ekonomisi) tarafından yakın zamanda hazırlanan rapora göre önümüzdeki 15 yıl içinde altyapı sektöründe net sıfır karbon salınımına ulaşabilmek için dünya çapında 90 milyon ABD doları değerinde yatırıma ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durumda sürdürülebilirlik ve net sıfır karbon salınımı koşulları getirecek olan binalar için mücadele etmek aynı zamanda teknolojiyi ve yenilikleri de tetikleyecektir.
 
HEDEF 11 – SÜRDÜRÜLEBİLİR ŞEHİR VE YAŞAM ALANLARI – Şehirleri Güvenli, Dayanıklı, Sürdürülebilir Hale Getirme
 

2030’a gelindiğinde dünya nüfusunun yüzde altmışının şehirlerde yaşıyor olacağı tahmini göz önünde bulundurulunca, şehirlerin sürdürülebilirliğini garanti altına almak insanlar için önem sırasında oldukça yukarıdadır. Binalar şehirlerin yapı taşıdır, bu sebeple de yeşil binalar uzun vadede şehirler için sürdürülebilirliğin anahtarıdır. Konut, ofis, okul, market veya yeşil alan farketmeksizin inşa edilen alanlar toplumların şekillenmesine katkıda bulunur ve bu alanlar herkes için yüksek hayat kalitesinin güvencesi için sürdürülebilir olmalıdır. Birçok ülkenin yeşil bina konseyleri tek bir binanın sertifikalandırılmasının ötesine geçip yeşil mahalleler ve semtler oluşturulmasına olanak sağlayacak araçlar geliştirmiştir. Filipinler Yeşil Bina Konseyi gibi bazı diğer konseyler de Mandaue gibi şehirlerde sürdürülebilir binaların inşasını bütün şehir çapında teşvik etme politikası uygulamaktadır.
 
HEDEF 12 – SORUMLU TÜKETİM VE ÜRETİM – Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim Modelinin Teminatı


Bu hedef, kaynak ve enerji verimliliği, sürdürülebilir altyapı inşası teşvikine; aynı zamanda da temel hizmetlere ve yeşil iş kollarına erişim sağlanmasına odaklanır. İnşaat endüstrisi, kaynakların boşa harcanmadığı döngüsel ekonomide; atıkların azaltılması, geri dönüştürülmesi ve yeniden kullanılmasında büyük rol oynar. Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim Hedefi üreticileri eskiden atık olarak değerlendirilen maddeleri kullanarak, maddelerin yaşam boyu değerlendirilmesi yaklaşımıyla yeni bir ürün oluşturma konusunda destekler. Bu durum yalnızca çöp sahasına gidecek atık miktarını azaltmakla kalmaz, dünyadan alınacak ham maddeyi de azaltır. Örneğin yaşam boyu değerlendirme anlayışıyla halı üreten Shaw Contract 2006 yılından bu yana 400 milyon kilogramdan fazla elden çıkarılmış halıdan elde edilen malzemeyle üretim yapmıştır.
 
 
 
 
HEDEF 13 – İKLİM EYLEMİ – İklim Değişikliği ve Etkileriyle Mücadele İçin Harekete Geçme
 

Dünyanın sera gazı salınımının %30’undan fazlasından sorumlu olan binalar, iklim değişikliği sebeplerinin büyük ortaklarından biridir. Fakat aynı şekilde, yeşil binalar benimsedikleri enerji ve su verimliliği gibi ilkeler ve maliyet açısından da uygun oluşları sebebiyle iklim değişikliğiyle mücadelede harika bir potansiyele sahiptir.  Örneğin Güney Afrika’nın Yeşil Yıldız sertifikalı binaları bir yılda 336 milyon kilogram karbon salınımını önleyerek – ki bu değer 84000 aracı yollardan uzaklaştırmaya eş değerdir- iklim değişikliğinin etkilerinin sınırlandırılmasında etkili olmuştur.
 
HEDEF 15 – KARASAL YAŞAM – Ormanların Sürdürülebilir İdaresi, Çölleşme ile Mücadele, Arazi Kaybının Durdurulması ve Tersine Çevrilmesi, Biyolojik Çeşitliliğin Kaybedilmesinin Önlenmesi
 

Bir binanın yapımında kullanılan malzemeler onun sürdürülebilirliğinin anahtarıdır. İnşaat endüstrisi ve onun tedarik zinciri kereste gibi malzemelerin sorumlu bir biçimde kullanılmasında büyük rol oynar. Yeşil bina sertifikasyon araçları aynı zamanda su tüketimini azaltma ihtiyacının, biyolojik çeşitliliğin kıymetinin ve korunmasının öneminin farkındadır ve inşaat sırasında ve sonrasında hasarı minimize eder, biyolojik çeşitliliği güçlendirecek, yerel bitki örtüsüyle uyumlu çevre düzenlemeleri yapar.
 
HEDEF 17 – HEDEFLER İÇİN ORTAKLIKLAR  - Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Ortaklıkların Teşvik Edilmesi
 

Tarihsel olarak, inşaat endüstrisi dünya çapında ortak bir sesten yoksun ve bu ortaklığın sunacağı fırsatlardan habersizdi. 2015’te Dünya Yeşil Bina Konseyi (WGBC), Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Fransız hükumeti ve birkaç farklı organizasyon COP21 gündemine dâhil olmak üzere ilk  ‘Buildings Day’e etkinliğine ev sahipliği yapmak ve ‘Global Alliance for Building and Construction’ ı kurmak için toplandığında büyük bir adım atılmış oldu. Bir buçuk yıl sonra, bu kuruluş meyvelerini vermeye başladı. ‘World Resources Institute’ ve ‘Global Environmental Facility’ ile güçlü, yeni ortaklıklar kuruldu. Böylece daha büyük yankılar yapacak adımlar atmanın yolu açılmış oldu; aynı teknolojilerin defalarca yeniden keşfedilmesi gerekmeyeceği ve sonraki bilgilerimizin öncekilere dayanarak oluşturulacağı güvence altına alındı. Hareketimiz uzun zaman önce insan yapımı sürdürülebilir bir çevrenin önündeki engelin teknik sorunlar değil, etkili işbirliği yapıp yapamayacağımız ve çabalarımızı ortak bir şekilde yönlendirerek çok daha geniş çaplı bir etki bırakıp bırakamayacağımız olduğunu fark etmiştir.
 
 
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri düşünüldüğünde, yeşil binalarla aralarındaki bağlantıyı net, belirgin şekilde görmek zor olabilir, fakat bu bağlı olmadıkları anlamına gelmez.
Örneğin, profesyonellerin sürdürülebilirlik ve yeşil bina teknikleri hakkında eğitimi ve yeşil bina konseylerimizin kendi eğitim programları, yeşil bina yaratım sürecinden doğar. The International Labour Organisation (Uluslararası Çalışma Örgütü) bu fırsatı değerlendirip, örneğin Zambiya’da, yeşil bina konseyleri ile yeşil iş kolları üretmek üzere çalışmaya başlamıştır. İnşaat ve yapı endüstrisinde yer alan sorumlu işletme ve kurumlar yeşil iş yerlerinde cinsiyetçiliği yıkmaya ve cinsiyet eşitliğini sağlamlaştırmaya yardım etmektedir. Kurucu yeşil bina konseylerimizin neredeyse yarısı kadınlar tarafından yönetilmektedir ve C40 Şehirleri İklim Liderliği Grubu bünyesinde yapılanan ‘Women4Climate’ girişimi de iklim eyleminde kadınların rolüne dikkat çekmektedir.
 
Avustralya’da, Yeşil Yıldız sertifikasyonu revize edilirken Avustralya Yeşil Bina Konseyi inşaatçıları ve kullanıcıları yapılarının 17 sürdürülebilir kalkınma hedefinden 16’sına katkısı bulunduğunu raporlayarak yeşil endüstriyle ne kadar ilgili olduklarını göstermeleri konusunda teşvik etmektedir.
 
Bütün bu sebepler düşünüldüğünde, inanıyoruz ki yeşil bina hareketinin ekonomik büyümeyi iklim değişikliğinden ayrıştırmak, yoksulluk ve eşitsizliği azaltmak, hedeflere ulaşılmasına yardım etmek ve evimiz demekten gurur duyacağımız daha yeşil bir dünya yaratmak konusunda büyük katkıları olacaktır.

 

Kaynak: WorldGBC