WRI Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu

 

HEPİMİZ İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİR ŞEHİRLER

Önümüzdeki 20 yılı kapsayan ‘Yeni Kentsel Gündemi’ hayata geçirmek için

21. yüzyılda dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu kentlerde yaşayacak. Kentlerde beklenen yoğun nüfus artışı ile Eylül 2016’da düzenlenen Habitat III Konferansı ile ‘Yeni Kentsel Gündem’ tartışıldı. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde sürdürülebilir kentsel gelişimi yakalamak için küresel standartlar belirlendi. Kabul edilen yeni gündem ile kent aktörlerinden özel sektör temsilcilerine, kentlerimizi nasıl inşa edip yönettiğimizi gözden geçirmemiz gerekiyor.

Son yıllarda hem sürdürülebilir şehirler konusu gündeme geldiğinde hem de Habitat III kapsamında kentlerde yaşayan nüfusun yoğunluğu, iklim değişikliğinde kentlerin rolü ve kaybedilen hayat ya da yaralanmalar sonucu oluşabilecek engeller en çok karşımıza çıkan üç konu oluyor.

2015 yılında düzenlenen, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda en önemli etkinliklerden birisi 195 devletin en üst düzeyde temsil edildiği,10 bini aşkın sivil toplum önderinin katıldığı, önemli hedef ve eşiklerin belirlendiği 21. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP21). Kyoto’nun sona ereceği 2020 yılından sonra yeni küresel iklim politikalarını düzenleyecek olan çerçeveyi belirleyen, COP21’in ardından imzalanan Paris Anlaşması ile taraflar, sıcaklık artışının 1.5 santigrat derecede tutulmasını ve mümkünse 2 santigrat dereceyi aşmamasını karara bağladı (Yerkürenin ısınması 1 dereceye ulaşmış durumda). Kentlerimizi inşa etme, yönetme ve içinde yaşama şeklimizde bir farklılık yaratmaksızın iklim değişikliğinin etkilerini azaltmamız mümkün değil. Dolayısıyla, iklim değişikliğiyle mücadelede alınacak önlemler açısından şehirler önemli bir role sahip.

Yol güvenliği üzerine yayınlanan Küresel Durum Raporu 2015, tüm dünya çapındaki nüfus ve motorlu araç sayısının artışına rağmen her ne kadar trafikte can kaybı daha durağan hale gelse de, beklenen olumlu değişim olması gerektiğinden yavaş gerçekleşiyor. 2015 yılı Kasım ayında 100 farklı ülkeden delegeler, Brezilya’da bir araya gelerek 2020 yılına gelinceye kadar trafikte can kaybını yarıya indirmek üzere çözüm önerilerini tartıştı. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nde de önemli bir aşama olarak kabul edilen bu hedef için aşırı hız, alkol, emniyet kemeri gibi en çok ölüme yol açan faktörlere yönelik kanun çıkarılması, yaya yolu ve bisiklet yolunu ayırarak kentlerde güvenli altyapı oluşturma stratejileri ön plana çıktı.

Geriye dönüp 2015 yılına baktığımızda, Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkenin kentlerin yaşanabilirliğini ve sürdürülebilirliğini artırmak için önem arz eden Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Brasilia Yol Güvenliği Deklarasyonu, COP 21 Paris Antlaşması gibi uluslararası anlaşmalara imza attığını görüyoruz. Bu antlaşmalar da ülkeler dolayısıyla da kentler için 2030 yılına kadar aslında iklim, kentleşme ve yol güvenliği gibi konularda net hedefler koyuyor. Yeni Kentsel Gündem’in de kabul edilmesinin ardından devletlere, kent yöneticilerine ve sivil toplum kuruluşlarına kentleşme çalışmaları etrafında önemli roller düşüyor. Bu Gündem ile geleceğimizi şekillendirecek politika ve yaklaşımların temeli atılacak.

Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu 2016 ile 2015 yılında imzalanan küresel taahhütler ve kentlere getirdikleri üzerine tartışmıştık. Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu 2017 ile ise Türkiye’nin de altına imza attığı uluslararası antlaşmalarda yer alan taahhütleri şehirlerimizde nasıl hayata geçireceğimizi tartışacağız.